9 Temmuz 2018 Pazartesi

TÜRK TUMBLR SİTELERİ

güncel tumblr ekranı

Aşağıdaki makaleyı 2013 senesinde yayınlamıştım. O günden bugüne tumblr kendini fazlasıyla geliştirdi. Genç  kullanıcı potansiyeline haiz olan blog servisi  tumblr, 18-24 yaş aralığındaki blog kullananlarının gücünü elinde tutmasına karşın feysbuk’tan önce elini çabuk tutan yahoo’nun satın alması yüzünden beklenen atılımı yapamadı. Facebook tarafından satın alınan instagramın yaptığı yeniliklere şuraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

Bahtsız tumblr ise maalesef kendini instagram kadar gösteremedi. Yine de şu anki haliyle milyonlarca mikro-bloga ev sahipliği yapıyor. Aşağıda görmüş olduğunüz gibi çoğu farklı şekilde paylaşıma da olanak sunuyor.

Aktüel tumblr ekranı
Alaka alanınız ne olursa olsun (buna seks de dahil) tumblr üzerinde çok farklı ve ilginç konulara odaklanmış bloglar mevcut. Türk tumblr siteleri ise her türden alaka alanına haiz binlerce mikro-blog sitesi içinde kaybolmanızı sağlayacak çok farklı bir evren. Birkaç adımda kolayca açacağınız bir tumblr bloguyla siz de kafanıza nazaran paylaşımlar yapabilir, başkalarının paylaşımlarına göz atabilirsiniz.

Blog deyince aklımıza blogger veya wordpress gelir de twitter gelmez. Halbuki twitter bir mikro-blog sitesidir. Aslında twitter’ı kullanmadığım halde bir doğrultuünü takdir ediyorum; karakter sınırlaması nedeniyle insanoğlu az lafla çok şey ifade etmeye çalışıyorlar.

Twitter’ın öteki bir faydası da link kısaltma servislerinin ortaya çıkması.

Fakat bu karakter sınırlaması biroldukça kullanıcının hoşuna gitmedi. Bu nedenle farklı alternatifler aranmaya başlandı. Tam bu noktada tumblr ortaya çıktı.

Ne tam bir blog ne de twitter şeklinde mikro-blog. Ikisinin arası bir şey. Twitter’da olmayan resim ve video paylaşımına imkân verirken normal bloglarda olan özelliklerin birçoğu da mevcut değil. Ne makro ne mikro, midi-blog bir nevi:)

Neyse ben asıl yazmak istediğim mevzuya geçeyim artık.

şimdiye kadar 50’den fazla tumblr bloğu incelemişimdir. Binlerce blog arasında küçük bir sayı olabilir ama ülkemizdeki tumblr bloglar hakkındaki bir fikir edinmemi sağladı bu gözlemlerim. şimdi bu gözlemlerimden bahsetmek isterim:

-öncelikle blog adları çok acaip olabiliyor. Akılda kalıcı olması için biroldukça sitenin adı 3-5 harfe düşürülmeye çalışılırken bu blogların isimleri destan gibi makalelıyor. Biraz absürt bir örnek olacak ama; batsin-bu-dunya-anasini-satayim.Tumblr.Com yada bubenimblogumkimkarisirlanbana.Tumblr.Com şeklinde (blog isimleri sallamadır).

-tema olarak tumblr temalarından birisi seçilir ancak eğer olmazsa olmaz şey arka plan resmidir. Hoşa giden bir fotoğraf bloğun arkasına -kesinlikle- konulur ama “efsunk ekranlı bilgisayarlarda iyi mi görünür?” ya da “bu fotoğraf bu bloğa uygun mu?” diye düşünülmez asla:)

-diğer bir “olmazsa olmaz” ise müzik çalardır. şayet müzik zevkiniz blog sahibiyle uyuştuysa bir süre sonra bloga sırf müzik dinlemek için girersiniz ve girmişken paylaşımlara da bakıverirsiniz:)

-genelde 3 kategori vardır; home, archive, ask. “ask” sekmesi ara sıra “bakalım bana ne sorabilirsin?” gibi bir şekle dönüşerek bloğun bir köşesine iliştirilir.

-blog sahibiyle ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadığınız gibi blog sahibiyle yazışma kurma şansınız da yok gibidir. Ancak soru sorma bölümünden sorunuz var ise sorarsınız. (bazı bloglarda sahibinin resmi olur, o resme bakarak kim olduğunu tahmin etmeye çalışırsınız:)

-paylaşımlar genel anlamda özlü sözler, resim, yazılı fotoğraf, hareketli fotoğraf ve komik video şeklindedir. (bazı zamanlar blog sahibi günlük olarak da kullanabilir bloğu.) fakat bu paylaşımların %95’i reblog şeklindedir. Doğrusu birisi güzel bir fotoğraf paylaşsa 20-30 şahıs onu hemen reblog yapar. Reblog yapanlardan da başkaları reblog yapar. Zincirleme olarak sürer bu. Reblogları takip ederek o resmi ilk paylaşanı bulmak mümkündür:)

-blog sahiplerine bakmış olduğumızda çoğunluğu öğrenciler oluşturmaktadır. Ve başörtülü kızların bu alanda başat olduğu gözden kaçmamaktadır.

-sanırım bu rebloglama yüzünden blog sahiplerinin derhal derhal hepsi fringe dizisi fanatikı olup çıkmıştır. (allah’tan dizi sonlanmış oldu:)

-bazı blog sahipleri bloğunu sığınak olarak görürken birtakımsı da ağzına geleni söyleyebileceği bir “serbest kürsü” sanır. (nedense ülkemizde internet sınırsız özgürlük alanı olarak görülmektedir. Halbuki tamamen anonymous olmak imkansızdır ve ara sıra en küçük bir şey –facebookta bir karikatürü beğenmek benzer biçimde- işinizi kaybetmenize neden olabilmektedir.)

-yeniden birçok blogda “takipçi sayacı” gaslıme çarptı. Kendine ilişik bir şeyleri paylaşmadığın bir bloğu kaç kişinin takip ettiğini bilsen ne olur bilmesen ne olur? Fakat orijinal paylaşımlar yapıyorsan bunu merak etmen gayet normaldir:)

-en son, bu tumblr’cı kardeşlerimizin çoğunluğu kitap hastasıdır. Ceplerindeki son kuruşa kadar kitap alıp okurlar ancak okuduklarının nereye gittiği kim bilir. çünkü bloglarında kendilerine ilişkin bir yazı yada bir şiir bulmak çok güçtür:)  (istisnalar kaideyi bozmaz!)

Sen de bu şekilde bir bloğun olsun, hiç uğraşmadan bir sürü şahıs seni takip etsin istiyorsan google’a tumblr yaz, ilk çıkan siteye üye ol:)